ABA Hangi Yöreye Aittir? (Bir Lezzet Yolculuğu)
Bazen bir yemek hakkında o kadar çok konuşuluyor ki, ne kadar “büyük bir mesele” olduğunu fark etmeden önce, aslında neyle karşı karşıya olduğunuzu anlayamazsınız. “ABA” diye bir şey var mesela, ama bu kelime genellikle nedir ve hangi yöreye aittir, diye sorulduğunda, karşınıza herkes farklı cevaplar verebilir. Ama tam olarak nereden geliyor? İşte, bu yazı tam olarak bu soruya, biraz eğlenceli bir bakış açısıyla, derinlemesine yanıt veriyor. Çünkü “ABA hangi yöreye aittir?” sorusu sadece bir yemek değil, aslında kültürlerin bir araya geldiği, dillere pelesenk olmuş, yerel bir mirastır.
ABA: Hadi Önce Tanım Yapmamız Gerekiyor
Bence her şeyin başı tanım. Yoksa her şey karmaşaya dönüşür, değil mi? Bir yemek hakkında konuşurken, önce ne olduğunu netleştirmemiz lazım. Ama işte tam da burada devreye giriyor o komik mesele. ABA denildiğinde bazıları “Aaa, bu tatlıdan bahsediyorsunuz, değil mi?” derken, diğerleri ise “Hayır, bu kesinlikle bir çeşit börek!” falan diyecek. O yüzden hemen bir açıklık getirelim: ABA, aslında hem tatlı hem de tuzlu olabilen, çoğunlukla içi pekmezli ve yumuşacık, sıcak bir yiyecektir. Fakat “ABA hangi yöreye aittir?” sorusuna gelince, burada iş biraz daha karmaşık hale geliyor.
ABA’nın Kökenine Yolculuk
Bir an durup düşünün. ABA dedikçe, aklıma gelen ilk şey, evde misafirlikte giydiğimiz o “beyaz ama bir o kadar da rahat, sanki her an sırtımdan çıkıp beni sırtında taşıyacakmış gibi bir şey” olan aba ceketleri! Ama dur, dedim, yanlış yola çıktım. Konumuz yemek. ABA gerçekten de, kelime olarak, Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan bir geçmişe sahip. Hem tatlı hem de tuzlu versiyonları var. Yani bir yanda şerbetle tatlandırılmış, bol cevizli ABA, diğer yanda, etle, nohutla yapılan ABA… İki farklı yemeğin aynı isme sahip olması biraz kafa karıştırıcı olabilir. O yüzden önce, tarihi köklerine bakmamız lazım. Çünkü ABA hangi yöreye aittir sorusunun cevabına ancak bu şekilde yaklaşabiliriz.
ABA Hangi Yöreye Aittir?
Dürüst olmak gerekirse, bu konuda hemen net bir cevap vermek zor. Hani “Çeşme’nin zeytini, İzmir’in inciri” gibi bir kesinlik bekliyorsanız, üzgünüm ama bu yazı size o kadar net bir cevap sunamayacak. Yine de bu lezzetli karmaşayı biraz çözmeye çalışalım. ABA’nın kökeni, aslında Türk mutfağının çok geniş coğrafyasına yayılmış. Güneydoğu Anadolu’dan, İç Anadolu’ya, hatta Ege’ye kadar birçok farklı bölgede farklı şekillerde hazırlanır.
Özellikle Urfa ve çevresindeki yörelerde, ABA, pekmezli, şerbetli, tatlı bir şekilde tüketilirken, aynı ABA’nın Malatya ve çevresinde tuzlu versiyonları yapılır. Malatya’nın ABA’sı, etli ya da nohutlu olabilir ve geleneksel bir yemek olarak sofralarda yerini alır. İşte burada işler iyice karışıyor, çünkü her bölge, ABA’yı kendi mutfak kültürüne uygun bir biçimde uyarlamış.
ABA’nın Ege’yle İlişkisi
Şimdi Ege’ye geçelim, çünkü ben İzmirliyim ve Ege mutfağı benim için her şey. İzmir’in ünlü restoranlarında, bazen tuzlu ABA, bazen tatlı ABA servis edilir. Ama her ne kadar bu yemek Ege’de bir çeşit popüler olsa da, bu Ege mutfağının tamamen bir parçası mı? Kesinlikle hayır. Ege’de yediğimiz ABA, aslında farklı kökenlerden gelen bir birleşim olabilir. Yani, bu yemek aslında İzmir’e ya da Ege’ye özel demek yanlış olur. Ancak, çok iyi bir şekilde harmanlanıp burada kendine bir yer edinmiştir.
“ABA hangi yöreye aittir?” sorusunu biraz daha açık hale getirecek olursak, şunu söyleyebiliriz: ABA, kesinlikle bir Ege yemeği değil, ama Ege’nin mutfağında çok güzel yer edinmiş bir yemek. Yani, hem tatlı hem tuzlu versiyonlarıyla Ege’nin geniş mutfak kültürüne dahil olmuş diyebiliriz. Herkes, kendi bölgesinde ABA’yı farklı şekillerde yapıp sunuyor, bu da yerel kültürlerin birbirine nasıl saygıyla yaklaşarak farklı tatları birleştirdiğini gösteriyor.
ABA ve Arkadaş Sohbetleri
Diyelim ki, akşam bir arkadaş grubu olarak bir araya geldiniz ve akşam yemeğinde ABA’nın tatlı ya da tuzlu versiyonlarını yiyorsunuz. Masada herkes kendi köyünden, şehrinden ya da kasabasından gelen bir şey anlatmaya çalışırken, bir yandan da tabaklarını temizliyorlar. Bir arkadaşım, Urfa’dan gelmişti, ona dedim ki:
– “Abi, senin şehrin bu ABA tatlısını yapıyordur dimi?”
– “Evet ya, ama o kadar tatlı ki, bir kaseyi bitirmek başlı başına bir yokuş!”
– “İyi de, tatlı mı yoksa tuzlu mu? Yani, Şanlıurfa’da mutlaka tatlıdır değil mi?”
– “Aslında, bu konuda biraz karışık… Hangi yöreye gittiğine bağlı, bir de o yörenin sofrasında kimlerin olduğunu bilmen lazım!”
Hahaha, gerçekten de bu mesele böyle bir şey. ABA, kesinlikle bir yemek değil, bir sosyal durum.
ABA ve Kişisel Felsefem
Sonunda işin özü şu: ABA’nın bir yörenin mutfağından ya da kökeninden çok, bir “hikâye”ye dönüştüğünü düşünüyorum. Bir öğün boyunca, sadece bu yemeği değil, o yörenin insanlarını, kültürlerini, geleneklerini ve hikâyelerini de “yiyiyoruz”. Yani, ABA aslında bir yemek değil, bir deneyim.
Bunu biraz daha fazla düşününce, aslında çok anlamlı olduğunu fark ediyorum. İyi bir yemek, o yemeği yiyen kişilerin tarihini, kültürünü, mutluluğunu ve kayıplarını da içinde barındırır. ABA da tam olarak böyle bir şey. Bu yemeğin içinde, sadece bir tat yok. O yemeği yapanın duyguları, o yemeğin ortaya çıktığı yerin insanları ve gelenekleri var. Ve işte, bu yüzden “ABA hangi yöreye aittir?” sorusu o kadar karmaşık ve basit ki. Yine de, sonunda her şey bir araya gelip, her bölge ABA’yı kendi kimliğine uygun bir biçimde sunuyor.
Sonuç: ABA’yı Nereden Yiyorsanız, O Yöreye Aittir!
Sonunda kararımı verdim: ABA hangi yöreye aittir sorusunun cevabı, aslında siz nerede yiyorsanız oraya aittir. Yani, ABA, bir yerin mutfağında kaybolmuş bir yemek değil, aslında her sofrada yeni bir hikaye yazan bir lezzet. O yüzden, ne kadar keşfe çıksak da, her bölgenin kendine has ABA’sı var ve hepsi de bu kültürel birleşimin bir parçası.